Filistin halkı yaklaşık seksen yıldır, Siyonist İsrail tarafından işgalin, sürgünün, ablukanın ve sistematik zulmün en ağır biçimlerine maruz kalmaktadır. Özellikle Gazze’de, yaşananlar artık yalnızca bir çatışmanın değil, insanlığın ortak vicdanını yaralayan büyük bir trajedinin adıdır. Kadınların, çocukların ve sivillerin hedef alındığı, hastanelerin, okulların ve yaşam alanlarının bombalandığı bir ortamda sessiz kalmak; adalete, insan haklarına ve insanlık onuruna sırt çevirmek anlamına gelmektedir.
HAK-İŞ Konfederasyonu ve HİZMET-İŞ Sendikası olarak bizler, kuruluşumuzdan bu yana yalnızca üyelerimizin ekonomik ve sosyal hakları için mücadele eden bir emek hareketi olmadık. Bizim sendikal anlayışımız; emeği, adaleti, insan haklarını ve insan onurunu birlikte savunan bir anlayıştır. Emek mücadelesini hakikat mücadelesinden, alın terini insanlık değerlerinden hiçbir zaman ayrı görmedik. Bu nedenle dünyanın neresinde olursa olsun; dili, dini, ırkı, kültürü ve coğrafi aidiyeti ne olursa olsun nerede bir zulüm, haksızlık ve mağduriyet varsa orada olmaya gayret ettik. Genel kurullarımızda ortaya koyduğumuz irade doğrultusunda her zaman zalimin karşısında, mazlumun yanında yer aldık. Çünkü biz biliyoruz ki sendikacılık yalnızca ücret pazarlığı yapmak değil; insanın, emeğin ve adaletin yanında durabilmektir.
“Tarihi ve Vicdani Sorumluluğumuz”
Bizim mağdur ve mazlumlara olan duyarlılığımız yalnızca sendikal bir tercih değildir. Bu yaklaşım aynı zamanda tarihi, vicdani ve insani sorumluluğumuzun bir gereğidir. Mensubu olduğumuz medeniyetin ve inancımızın bizlere yüklediği görev de budur. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; “Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!” diyen çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” (Nisâ, 75) buyurarak mazlumların yardım çağrısına kayıtsız kalmamayı emretmektedir.
Bugün Gazze’den yükselen yardım çığlıklarını duyduğumuzda, bu ilahi hitabın muhatabının yalnızca o günün insanları değil, aynı zamanda bizler olduğunu da hissediyoruz. Siyonist İsrail ve ona sınırsız siyasi, askeri ve diplomatik destek sağlayan işbirlikçi ABD yönetiminin Filistin’de ve Ortadoğu coğrafyasında yaşattıkları karşısında sessiz kalmak, yalnızca bir coğrafyanın değil, insanlığın vicdanının yaralanmasına seyirci kalmak anlamına gelecektir.
“Gazze İçin Yola Çıktık”
İşte bu sorumluluğun bir gereği olarak, Filistin halkına insani yardım ulaştırmak, Siyonist İsrail’in Gazze üzerindeki insanlık dışı ablukasının kaldırılması için uluslararası farkındalık oluşturmak ve mazlumların sesini dünyaya duyurmak amacıyla yola çıkan Global SUMUD Hareketi’nin içinde yer aldık. 14 Nisan 2026 tarihinde Konfederasyonumuz Genel Sekreter Yardımcısı ve Kadın Komitesi Başkanımız Fatma Zengin’i SUMUD misyonuna katılmak üzere uğurladık. Ardından 14 Mayıs 2026 tarihinde Marmaris’ten hareket eden uluslararası sivil inisiyatifin içerisinde yer alarak bu vicdan yolculuğuna katıldık. Bu yolculuk yalnızca Gazze’ye ulaşmayı hedefleyen bir sefer değildi. Bu yolculuk, insanlığın ortak vicdanını harekete geçirme, sessizliğin duvarlarını yıkma ve mazlumların sesini dünyaya duyurma iradesiydi.
SUMUD: Küresel Vicdan Hareketi
Biz SUMUD’u yalnızca Gazze’ye yardım ulaştırmayı amaçlayan bir girişim olarak görmedik. SUMUD, insanlığın ortak vicdanının denizlerde yükselen sesidir. SUMUD, işgalci İsrail ve ona sınırsız siyasi, askeri ve diplomatik destek sağlayan işbirlikçi ABD yönetiminin zulmüne karşı susmayanların, adaletten yana tavır alanların ve Filistin halkının yalnız olmadığını dünyaya ilan edenlerin ortak hareketidir.
Yaklaşık 70 ülkeden yüzlerce vicdan gönüllüsünün ve onlarca teknenin katıldığı bu uluslararası girişim, Filistin meselesinin yalnızca bölgesel bir sorun olmadığını, insanlığın ortak sorumluluğu haline geldiğini bir kez daha göstermiştir. Farklı inançlardan, farklı kültürlerden ve farklı coğrafyalardan insanların aynı amaç etrafında buluşması, insanlık vicdanının hâlâ ayakta olduğunu göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. SUMUD’un asıl başarısı, Gazze’ye ulaşmaktan çok daha öte bir anlam taşımaktadır. Dünyanın dört bir yanındaki vicdan sahibi insanların ortak bir adalet çağrısında buluşabileceğini göstermesi bakımından tarihi bir misyon üstlenmiştir.
“Filistin’in Acısını Daha Yakından Hissettik”
Bu kutlu yolculuk daha ilk aşamasından itibaren çeşitli engellemelerle karşı karşıya kaldı. Önce Yunanistan açıklarında çeşitli baskılarla karşılaşıldı. Ardından uluslararası sularda seyreden teknelerimiz taciz edildi. Sonrasında ise Siyonist İsrail güçlerinin uluslararası sulardaki hukuksuz müdahalesiyle aktivistler alıkonuldu ve özgürlüklerinden mahrum bırakıldı. Bu hukuksuz müdahale, Gazze’de aylardır sürdürülen ablukanın ve katil İsrail’in Filistin halkına yönelik sistematik baskı politikalarının uluslararası sulardaki bir yansıması niteliğindeydi.
Sumud aktivistlerine yapılan muamele bir kez daha gösterdi ki Siyonist İsrail’in Gazze halkına yaşattıkları rakamlardan, raporlardan ve haber bültenlerinden ibaret değildir. Her rakamın arkasında bir hayat, bir aile, bir hikâye ve bir insanlık dramı bulunmaktadır. Gazze’nin acısını yakından hissettikçe, Filistin halkı için daha fazlasını yapmak gerektiğini çok daha güçlü biçimde hissettik.
Türkiye Mazlumların Umududur
Bu süreç bize bir gerçeği daha göstermiştir: Filistin başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında zulüm altında yaşayan insanlar Türkiye’ye umutla bakmaktadır. Çünkü Türkiye, tarih boyunca mazlumların sığınağı olmuş; adaletin, merhametin ve dayanışmanın sesi olmuştur. Bugün Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Afrika’nın yoksul bölgelerinde ve dünyanın farklı coğrafyalarında mağdur edilen insanlar, Türkiye’nin sesini duymak istemektedir. Bu beklenti, milletimizin tarihinden ve medeniyet değerlerinden kaynaklanmaktadır.
HAK-İŞ/HİZMET-İŞ olarak bizler de bu tarihi sorumluluğun bilinciyle hareket etmeye devam edeceğiz. Emeğin onurunu ve hakkını savunduğumuz kadar insanlık onurunu savunmaya ve mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz.
Dünyada Geniş Yankı Uyandırdı
Gazze’de yaşanan insani felaketin en önemli sebeplerinden biri, Siyonist İsrail’in sürdürdüğü saldırgan politikalar kadar, bu saldırılara siyasi koruma sağlayan uluslararası güçlerin sessizliği ve desteğidir. Özellikle ABD yönetiminin koşulsuz desteği, katliamların durdurulması yönündeki uluslararası çabaları zayıflatmakta ve işgalci İsrail’i cesaretlendirmektedir.
SUMUD-2 Bahar Misyonu, yalnızca Gazze’de değil dünyanın dört bir yanında geniş yankı uyandırmıştır. Bu girişim sayesinde, Gazze’deki insani kriz yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine taşınmış, ablukanın hukuksuzluğu ve yaşanan insanlık dramı bir kez daha dünya vicdanına hatırlatılmıştır.
Bu yönüyle SUMUD, yalnızca bir yardım girişimi değil, aynı zamanda güçlü bir farkındalık ve vicdan hareketi olmuştur. Bu süreç boyunca devletimizin ortaya koyduğu diplomatik çabalar ve dayanışma tüm aktivistler için büyük bir moral kaynağı olmuştur. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere süreci yakından takip eden Dışişleri Bakanlığımıza, tüm kurumlarımıza ve ülkeye dönüşlerimizde önemli destek sağlayan Türk Hava Yolları’na teşekkür ediyorum.
Mücadelemiz Devam Edecek
Bugün gelinen noktada görevimiz sona ermiş değildir. Gazze üzerindeki abluka kaldırılıncaya, Filistin halkı özgürlüğüne kavuşuncaya ve başkenti Kudüs olan özgür ve bağımsız Filistin Devleti kuruluncaya kadar mücadelemiz ve dayanışmamız devam edecektir. Çünkü Filistin meselesi yalnızca Filistinlilerin meselesi değildir. Filistin meselesi, insanlığın ortak vicdan sınavıdır. Adaletten, özgürlükten ve insan haklarından yana olduğunu söyleyen herkesin bu sınav karşısında tavır alması gerekmektedir. HAK-İŞ olarak bundan sonra da emeğin, adaletin ve insanlığın yanında olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki zulüm karşısında susmak tarafsızlık değil, zalimin yanında yer almaktır.
Ebabil Ruhuyla Yükselen Vicdan
Bugün bazıları güçlerini silahlardan, ordulardan ve teknolojiden alıyor olabilir. Ancak tarih bize göstermiştir ki hakikatin ve adaletin karşısında hiçbir güç sonsuza kadar ayakta kalamaz. Filistin için yola çıkan SUMUD tekneleri de tıpkı Ebabil kuşları gibi zulmün karşısında insanlığın vicdanını temsil etmektedir. Belki elimizde savaş uçakları, donanmalar veya büyük güçlerin imkânları yoktu; ancak yanımızda haklı bir dava, sarsılmaz bir inanç ve milyonlarca insanın duası vardı.
Ebabil kuşlarının taşıdığı küçük taşların zalim bir ordunun mağlubiyetine vesile olması gibi, bugün dünyanın dört bir yanından yükselen vicdan sesleri de er ya da geç işgalin, zulmün ve adaletsizliğin sonunu hazırlayacaktır. SUMUD’un denizlerde yaktığı vicdan meşalesi büyüyerek yoluna devam edecek, Filistin özgürlüğüne kavuşuncaya kadar insanlığın ortak sesi olmaya devam edecektir.
Hizmet-İş Sendikası İmzamız, İşçinin Kararıdır
