Sendikal mücadele, sadece bugünün sınırları içinde yürütülen soğuk bir hak arama faaliyeti, kupkuru bir iddia değildir. Bu mücadele; geçmişten devraldığımız kutsal bir mirasa, harcına ömürler adanmış, gözyaşı ve alın teriyle büyütülmüş bir davaya ve en önemlisi, her bir üyemizin kalbini ve umudunu koyarak bizlere teslim ettiği o muazzam emanete sahip çıkma sorumluluğudur.
Bizim dünyamızda emanet, dilden dile dolaşan sıradan bir kelime değildir. Emanet; sarsılmaz bir güven, lekesiz bir sadakat ve köklü bir vefadır. Emanet, bizlere gözü gibi bakılmak üzere bırakılanı can pahasına korumak, onu her gün biraz daha büyüterek yarınlara çok daha güçlü taşımak demektir.
İşte bu yüzden sendikamız, bizim için sadece soğuk duvarlardan ve resmi evraklardan ibaret kurumsal bir yapı asla olmamıştır. Burası; kurucularımızın her bir çilesiyle, fedakârlıklarıyla yoğrulmuş, üyelerimizin el nasırlarıyla, helal rızıklarıyla güçlenmiş ve binlerce emekçinin yürekten kopup gelen dualarıyla ayakta duran sıcacık, kıymetli bir yuvadır.
O büyük insanlar bu şanlı mücadeleyi kolay şartlarda, gül bahçelerinde başlatmadılar. Nice imkânsızlıklara, baskılara ve zorluklara rağmen, sırf emeğin hakkı yere düşmesin diye canlarını dişlerine takarak yola çıktılar. Onlardan bize kalan en büyük ve sarsılmaz miras; hakkı savunurken adaletin hassas terazisinden sapmamak, üyelerimizin hukukunu korurken ahlaki duruştan asla taviz vermemek ve bu mücadeleyi insan onurunun en yüce noktasında sürdürmektir.
Bugün bu kutlu emaneti, Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın ortaya koyduğu ilkeli, kararlı ve emek merkezli liderlik anlayışıyla daha da ileriye taşımanın sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz. Genel Başkanımızın öncülüğünde, sendikamızın birliğini, itibarını ve emek mücadelesindeki onurlu duruşunu korumak; üyelerimizin hakkını, hukukunu ve geleceğini savunmak en temel görevimizdir.
Bugün omuzlarımıza düşen en mukaddes görev, bu emanete son nefesimize kadar layık olabilmektir. Üyelerimizin bizlere bakarken gözlerinde gördüğümüz o inanmış güveni korumak; onların hakkına, hukukuna, evlerine götürdükleri ekmeğe ve evlatlarının geleceğine zarar verecek her türlü anlayışın karşısında bir dağ gibi durmak bizim namus borcumuzdur.
Çünkü iyi biliyoruz ki, üyelerimizin her bir damla alın teri bize emanettir. Akşam çocuklarının yüzünü güldüren o helal lokma bize emanettir. Çocuklarının geleceği, yuvalarının huzuru ve çalışma hayatındaki onurları doğrudan doğruya bizim kalbimize emanettir.
Bizler bu derin sorumlulukla, bu ulvi bilinçle nefes alıyoruz. Attığımız her adımda, aldığımız her zorlu kararda ve yürüttüğümüz her çetin mücadelede üyelerimizin menfaatini ve sendikamızın tertemiz itibarını her şeyin üstünde tutuyoruz.
Biliyoruz ki emanete sahip çıkmak, onu sadece bir köşede saklamak demek değildir; onu yanlıştan sakınarak büyütmek ve gelecek nesillere daha lekesiz, daha sağlam devretmektir. Sendikamıza zarar verecek, kardeşliğimizi zedeleyecek hiçbir anlayışa sessiz kalmayız, kalamayız. Çünkü bu çatı şahısların değil, ömrünü emeğe adamış binlerin ortak kalbidir, ortak yuvasıdır.
Bizler, kurucularımızın o sessiz dualarını, üyelerimizin bizlere teslim ettiği güveni ve Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın liderliğinde büyüyen bu onurlu mücadeleyi omuzlarımızda taşıyoruz. Bu yük ağırdır, bu yük geceleri uykuları bölecek kadar derindir; ama bir o kadar da şereflidir.
Emanetin kıymetini kalbiyle sezenler için bu mücadele bir makam, bir koltuk meselesi değil; adanmış bir vefa, sarsılmaz bir sadakat ve ömürlük bir yolculuktur.
Kurucularımızdan devraldığımız bu kutlu sancağı, Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın liderliğinde, üyelerimizin hakkını ve sendikamızın onurunu daha da yüceltene kadar taşımaya kararlıyız. Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki emanete sahip çıkmak, sadece geçmişe vefa borcu ödemek değil, geleceğe karşı da verilecek en büyük hesaptır.
Hizmet-İş Sendikası İmzamız, İşçinin Kararıdır
