Ana Sayfa » Faaliyetlerimiz » Dış İlişkiler » EPSU Toplu Pazarlık Konferansına Katıldık

EPSU Toplu Pazarlık Konferansına Katıldık

EPSU Toplu Pazarlık Konferansı-2015, Brüksel’de 13-14 Ocak 2015 tarihlerinde yapıldı.

EPSU Toplu Pazarlık Konferansı-2015, Belçika’nın başkenti Brüksel’de ITUH (Uluslararası Sendikalar Evi) 13-14 Ocak 2015 tarihlerinde yapıldı.

EPSU Toplu Sözleşme Uzmanı Richard Pond’un başkanlığında, 25 ülkeden 100’ü aşkın kamu hizmetleri sendikaları yöneticisi ve uzmanının katıldığı Toplu Pazarlık Konferansını Sendikamız HİZMET-İŞ’ten Genel Sekreter Yardımcılarımızdan Av. İsmail Özgüven ve Dış İlişkiler Uzmanlarımızdan Recep Atar takip etti.

Adı geçen konferansta, Türkiye’den Sendikamız HİZMET-İŞ’in yanı sıra, EPSU üyesi diğer sendikalardan (BES, Genel-İş, SES, Tüm Bel-Sen ve Yapı Yol-Sen) da katılımcılar hazır bulundu.

Konferansın ikinci gününde DİSK ve KESK üyesi sendikalar adına kısa bir açıklama metni okunarak Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yetersizliğine, yaşanan iş kazalarına, meclisten son dönemde geçirilen anti demokratik yasalar nedeniyle birçok kamu emekçisinin işine kaybettiğine dikkat çekildi.

Konferansta, 2008 yılında patlak veren mali ve ekonomik krizin etkisiyle Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde sosyo-ekonomik yaşamdaki gelişmeler, sözkonusu krizin ücretlere etkisi, kemer sıkma politikalarının toplu pazarlık, özellikle de kamu sektöründeki toplu pazarlık süreçlerine etkileri, Avrupa Merkez Bankası (ECB) koordinesinde gündemdeki yapısal reformlar, ekonomik yönetişim, asgari ücret, yaşam ücreti, özel sektör – kamu sektörü ücret karşılaştırması gibi hususlar değerlendirildi.

ETUC Ekonomi Danışmanı Ronald Janssen, AB üyesi ülkelerde toplu pazarlık ve ulusal ücret sistemlerinin karşı karşıya kaldığı meydan okumalar üzerinde durarak mevcut yapısal reformların niçin sürdürülebilir bir ekonomik rahatlamayı sağlamayacağına dair değerlendirmeler yaptı.

Emek Araştırma Departmanı-LRD’ndan Lionel Fulton, uzun vadede kamu hizmetlerindeki ücret trendlerine dair görüşlerini açıkladı ve özel sektör ücretlerindeki trendler ile kamu sektöründekileri karşılaştırarak bir perspektif sunmaya çalıştı.

Avrupa Sendikalar Enstitüsü (ETUI)’nden Torsten Müller ve merkezi Almanya’da olan WSI’dan Thorsten Schulten, kamu sektörü çalışanlarının özel sektör çalışanlarından daha yüksek ücret aldıkları şeklindeki genellemenin (varsayımın) doğru olmadığını istatistikler ışığında ortaya koydu.

Avrupa’da “kamu idarelerini modernleştirmek” amacı ve çabaları doğrultusunda, son 3 yıldır Avrupa Sömestrisi (European Semester) adı altında her yıl yapılan ve her senenin Kasım ayında kamuoyuna duyurulan Yıllık Büyüme Araştırması (AGS-Annual Growth Survey) sonuçları paylaşıldı.

Avrupa Komisyonu’nun Çalışma Zamanları Direktifi (the Working Time Directive) üzerinde yeni bir müzakere süreci başlattığını kaydeden ETUC Danışmanı Wiebke Warneck, bu direktifin çalışanların haklarının güçlendirilmesi bakımından pozitif değişiklikler içermesi yönünde ETUC’un yoğun çaba harcadığını ifade etti.

IndustriAll Federasyonu Sosyal Politika ve Toplu Pazarlık Danışmanı Sophie Janicke ise sanayi kuruluşlarını bir araya getiren kuruluşlarının sözkonusu direktife toplu pazarlık gündemi açısından yaklaştığını anlattı.

Amsterdam Üniversitesi Gelişmiş Emek Araştırma Enstitüsü (AIAS)’tan Kea Tijdens ve Maarten van Klaveren, EPSU’nun da katkısıyla Avrupa ve Avrasya ülkelerinde “Sosyal Hizmetlerde Çalışma Koşulları ve Ücretler” (WICARE) araştırmasının içeriği ve sonuçları hakkında bilgi paylaşımında bulundu.

Thorsten Schulten ve Torsten Müller’in Avrupa ülkelerinde çalışma hayatında düşük ücretler, asgari ücretler ve yaşam ücretleri kavramları üzerinde yaşanan gelişmeleri aktardığı konferansın kapanış oturumunda EPSU Genel Sekreteri Jan Willem Goudriaan söz aldı. EPSU Genel Sekreteri Goudriaan, konuşmasında EPSU’nun 9. Kongresi’nde alınan kararlar ışığında, EPSU’nun 2015 yılındaki faaliyet programı, toplu pazarlık öncelikleri, üye sendikaların sorunları ve yakın tarihteki eylemleri üzerinde durdu.

KONFERANSINDAN NOTLAR
ETUC Danışmanı Ronald Jannsen’in “Yapısal Reformlar Ve Onların Avrupa’da Ücret, Çalışma Koşulları Ve Toplu Pazarlığa Etkileri” başlıklı sunumu.

Mevcut tartışmalar yapısal reformların boyutlarının daha da genişletilmesine odaklanmış durumdadır. Avrupa düzeyinde bir reformlar paktı kurulmasına kadar giden tartışmalar, bu reformların yeni iş fırsatları ve ekonomik büyüme yaratacağı beklentisi çerçevesinde sürdürülmektedir.

Güney Avrupa’da ücret reformlarının çığ (çarpan) etkisinin Avrupa kıtasının diğer bölgelerini de etkileyebileceği üzerinde durulan tartışmalar, toplu pazarlık süreçlerinin işyeri düzeyine indirgenmesi ile asgari ücret tartışmalarının sosyal ortaklarla değil de hükümetler tarafından çizilen çerçevede şekilleniyor.

Avrupa’da ücretleri devalüe etmenin işe yaramayacağı yönündeki tezler, Yunanistan’dan Euro’dan çıkmasının işe yaramayacağına dair think-tank (düşünce) kuruluşlarının argümanlarıyla ilişkilendiriliyor.

Asgari ücret, mevcut iş imkânlarını yok etmeyerek işsizliği büyütmüyor. Çünkü, asgari ücret rakamları, yoksulluk sınırıyla eşdeğer ve işverenlerin nazarında abartılı değil. Böyle olunca, asgari ücret politikaları işverenlerin neredeyse tamamı tarafından destekleniyor.

Güvencesiz çalışanlar (taşeron işçiler), düzenli (kadrolu) çalışanlar tarafından sömürülüyor mu? Günümüzde Avrupa genelinde belirsiz süreli çalışanların oranı, belirli süreli çalışanların oranının çok çok üzerinde olduğundan bu argümanın doğru olduğu söylenemez.

Avrupa’da şirketler üzerindeki vergi baskısı, ABD ve Japonya ile karşılaştırıldığında oldukça düşüktür.

Avrupa Komisyonu ile Avrupa Merkez Bankası, Avrupa’da reform sürecini yöneten aktörlerin başında geliyor.

Kamu sektöründe faaliyet gösteren sendikalar olarak; Avrupa yatırım planlarından, kamu sektörü yatırımlarının daha büyük paylar alması yönünde kendi ülkelerimizde ve AB organları düzeyinde lobi faaliyetleri yapabiliriz. AB ülkelerinde şirketlerin vergi yükü genelde %30-%35 civarındadır; ancak tek bir orandan bahsedemeyiz. Dolayısıyla, şirketlere yüklenen vergi yükümlülüğü de tüm Kıta ölçeğinde aynı değildir. Örneğin, Slovakya’da yabancı yatırımcılara sağlanan vergi kolaylıkları (avantajları), kendi (Slovak) yatırımcılarına sağlanmıyor. Ya şirketlerin vergi yükleri içerisinde o şirket çalışanlarının sosyal güvenlik primleri yer almakta ya da çalışanların ödediği sosyal güvenlik primleri, şirket vergilerine eklenmektedir.

İspanya 1 Mayıs Vakfı (Fundacion 1 de mayo)’dan Fernando Rocha’nın “Yeni AB Ekonomik Yönetişimi ve Onun Ulusal Toplu Pazarlık Sistemlerine Etkileri” başlıklı sunumu.

GOCOBA Projesi kapsamında “Kemer Sıkma Politikalarının Portekiz, Yunanistan ve İspanya Kamu Sektörü İstihdamına Etkileri” başlıklı araştırma sonuçlarından bahseden Fernando Rocha, “VS/2013/0356” sözleşme numaralı projenin 12 ay (Kasım 2013 – Kasım 2014) süreli olduğunu söyledi.

Yönetişim ajandası, ekonomik krizin derinden etkilediği Portekiz, Yunanistan ve İspanya’da ulusal hükümetler tarafından kendi ulusal meclislerinde tartışılmadan kabul edildi. Üçlü sosyal diyalogun rolü, yönetişim ajandasının geliştirilmesi sürecinde homojen (tutarlı ve yeknesak) biçimde ele alınmalıdır.

Çalışma hayatında belirsizliği ve güvencesizliği artıran, ücretleri düşüren, koruma tedbirlerinin kapsamını daraltan, işsizlik sigortası ödemelerini azaltan, toplu pazarlık sürecini işkolu ve işletme düzeyinden işyeri düzeyine indirgeyen, yoksulluk düzeyini büyüten düzenlemeler, kemer sıkma politikalarının ve yönetişim uygulamalarının bir sonucudur.

İspanya’da kamu idarelerini yapısal reform sürecine tabi tutma girişimleri, 2005 yılında başladı.

Yunanistan’da benzer reform çabaları, ekonomik –mali kriz öncesinde uygulamaya konuldu. Kemer sıkma politikaları ve bu kapsamda uygulamaya konulan reformlar, kamu sektöründe çalışan sayısını azalttı, ücretleri düşürdü, toplu pazarlık sürecinin kapsamını daralttı.

Birleşik Krallık – Emek Araştırma Departmanı (Labour Research Departmanı)’ndan Lionel Fulton’un “2003-2013 Döneminde Kamu Hizmetlerinde Toplu Pazarlık Sürecindeki Trendler” Başlıklı Sunumu

Kriz ile birlikte kamu sektöründe ücretlerin düştüğü ülkeler (Bulgaristan ve Fransa: ücret dondurma, Macaristan ve Litvanya: Ücretlerde kesinti) yanında Almanya gibi krize rağmen ücretlerin bir ölçüde arttığı AB üyesi devletler vardır. Nordik ülkeleri olarak da bilinen Norveç, İsveç ve Finlandiya’da ise ücretler, krize rağmen artmaya devam etmiştir.

Kamu Sektörü – Özel Sektör Ücret Tartışmaları Oturumu: Bu oturumda Avrupa Sendikalar Enstitüsü (ETUI)’den Torsten Müller ve Alman Sendikalar Konfederasyonu (DGB) adına çalışma hayatına ilişkin araştırmalar yapan Hans Böckler Vakfı’ndan Dr. Thorsten Schulten söz aldı. Müller ve Schulten sunumlarında kamu sektörü -özel sektör ücretleri arasındaki farklılıkları değerlendirdiler.

Ücret karşılaştırmaları yaparken verilerin kaynağı, kullanılan metotlar, kamu sektörünün tanımı ve kapsamı, zaman periyodu, ücretlerin saatlik, günlük, haftalık, aylık olarak derlendiği gibi kriterler farklılık gösterebilmektedir. Dolaysıyla tümden ücret paketi değerlendirmelerinde zorluklar vardır.

Ücret konusunda kamu sektörünün özel sektörü zor durumda bıraktığı ve kamu sektöründe ücretlerin özel sektörden yüksek olduğu tezi doğru değildir. Araştırma sonuçları da, 28 AB ülkesinde, kamu sektörü ücretleri özel sektördeki ücretlerin %93,30’una denk geldiği şeklindedir.

EPSU Ulusal ve Avrupa Yönetimleri ve Hapishane Hizmetleri Uzmanı Nadja Salson’un “Avrupa’da Kamu İdarelerini Modernleştirme ve Kamu Hizmetlerinde Sosyal Diyalog Dönemi” başlıklı sunumu

Kamu idarelerini modernleştirme çabaları, AB üyesi ülkelerin çoğunda vardır. 2008’de patlak veren mali krizin dayattığı bütçe kısıtlamaları, bu yöndeki çabaları güçlendirmektedir.

Avrupa Sömestrisi (European Semester), AB üyesi devletler arasındaki bir ortaklıktır. 1.Yıllık Büyüme Araştırması, 2010 yılı Ocak ayında yayımlanmıştır. Bu araştırmada 3 temel alanda 10 öncelikli faaliyetler belirlenmiştir.

Bu ortaklık kapsamında, 2. Avrupa Semester döneminde mali konsolidasyon, dijital hizmetlerin artırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, yapısal fonları daha etkin kullanılması amacıyla idari kapasitelerin güçlendirilmesi, vergi toplamanın etkinleştirilmesi ve vergi kaçakçılığı ile mücadele, kamu yönetimlerinde etkinliğin, şeffaflığın ve kalitenin yükseltilmesi hedeflenmektedir.

Kasım 2012’de 3. Yıllık Büyüme Araştırması yapılmış ve yukarıda sayılan öncelikler burada da tekrar edilmiştir: Yerel ve merkezi yönetimlerin yeniden yapılandırılması, kamu sektörü ücret sisteminin rasyonilazyonu, kamu işletmelerinin etkin yönetişimi.

4. Yıllık büyüme araştırması ise 2013 yılı Kasım ayında yapılmıştır. Yukarıdaki öncelikler yinelenmiştir. 20 ülke için vergi, 18 ülke için kamu yönetimi ve akıllı düzenlemeler ve 20 ülke için aktif işgücü piyasası politikaları önerilmiştir. Sağlık ve sosyal hizmetler, çocuk bakımı, konut ve enerji arzı gibi kamu hizmetlerinde kalitenin yükseltilmesi ile daha geniş halk kesimlerinin bu hizmetlere ulaşımının temin edilmesi üzerinde durulmuştur.

5. Avrupa Sömestrisi şu anda sürmektedir ve 5.Yıllık Büyüme Araştırması, 2014 yılı Kasım ayında yayımlandı. Yukarıda değinilen öncelikler pozitif unsurlar olmakla birlikte, kemer sıkma politikalarının gölgesi / baskısı altında kalmaktadır. 2015 yılında yapılacak AGS (Annual Growth Survey – Yıllık Büyüme Araştırması) sürecine ulusal parlamentoların ve sosyal ortakların katılımının artırılması hedeflenmektedir. Bu araştırmalar doğrultusunda EPSU 2012 yılı Şubat ayında “kamu yönetimlerinin modernize edilmesi” başlıklı bir açıklama yapmıştır.

EPSU, bahse konu açıklamasında Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi’nden kaliteli kamu hizmetleri anlayışını güçlendirecek şekilde öncelikler belirlemesini ve politikalar uygulamasını talep etmiştir.

Avrupa Sendikalar Enstitüsü (ETUI)’den Torsten Müller ve Hans Böckler Vakfı’ndan Dr. Thorsten Schulten’in “Avrupa Asgari Ücret Politikası” başlıklı konuşmaları Avrupa Asgari Ücret Politikası, mali – ekonomik kriz ve sonrasında ortaya çıkan koşullar bağlamında, AB gündeminde tekrar yerini aldı. Lüksemburg Başbakanı Junker, 2014 yılı Mayıs’ında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimleri kampanyasında AB’ye üye 28 devletin tamamında asgari ücret uygulandığını hatırlatarak AB’nin tamamında geçerli olacak makul bir asgari ücret rakamının tespit edilmesini gündeme taşıdı.

Geçmişte de, 2007 yılında Avrupa Parlamentosu, 2008 yılında da Avrupa Konseyi düzgün bir asgari ücret rejiminin gerekliliğine işaret eden kararlar almışlardı. Asgari ücret; AB üyesi devletlerin çoğunda yasal zorunluluktur; diğer üye devletlerde ise toplu sözleşme düzeni ile belirlenmektedir. Az sayıda AB üyesi devlet de ise belirli sektörler ve/veya meslekler için asgari ücret rejimi vardır.

2015 yılında asgari ücret Lüksemburg için 11,6 Euro/saat, Bulgaristan için ise 1,06 Euro/saat şeklindedir. Adil ya da düzgün ücret, Avrupa Sosyal Şartı’nda yer alan bir düzenlemedir ve en az ortalama net ücretin %60’sı olması öngörülmüştür. Birleşik Krallık’ta yaşama ücret konsepti, güvenilir ve düzgün yaşama standartları için zorunlu mal ve hizmetler sepetinin değerine eşit olarak belirlenmektedir ve ortalama ücretin en az %60’sı olmak durumundadır.

Living Wage Foundation (Yaşam Ücreti Vakfı) tarafından yaşam ücreti Londra için 9,15 Sterlin ve Birleşik Krallık geneli için 7,85 Sterlin olarak hesaplanmıştır.

AB ölçeğine olası bir asgari ücret rejiminin belirlenmesi ve uygulanmaya başlanması halinde, işveren kesimi bu uygulamayı toplu pazarlık süreci ile tespit edilmiş ücretleri daha aşağı çekmek için kullanmak isteyecektir.

AB asgari ücret rejiminin yürürlüğe konması halinde bundan yaklaşık 28 milyon işçi yarar görecektir. Aşağıdaki linkten AB üyesi ülkelerdeki ve diğer ülkelerdeki asgari ücret rakamlarını içeren raporlara ulaşılabilir.

www.boeckler.de/wsi-tarifarchiv_44071.htm
www.boeckler.de/wsi-tarifarchiv_44064.htm

Çalışma Zamanları Direktifi ve Toplu Pazarlık Politikası Oturumunda ETUC Danışmanı Wiebke Warneck ve IndustriAll Danışmanı Sophie Janicke söz aldı.

IndustriAll Danışmanı Sophie Janicke’nin Konuşmasından Notlar:

Çalışanların, toplu pazarlık düzenleri olsa bile, haftada 40 saatin üzerinde çalıştırılıyor. Eğer çalışma süreleri kısaltılabilirse, işsizlerin bir bölümüne istihdam olanağı doğacaktır. Çalışma Zamanları Direktifi’nden böylesine bir yolu açmasını bekliyoruz. Çalışma zamanları, bir yönüyle ücret politikalarını ilgilendirmektedir.

Çalışma süreleri kısaltılırsa ücretler de yeni bir ayarlama yapılacak mıdır? Bir başka trend, esnek çalışma modellerinin dolayısıyla vardiya usulü istihdamın giderek yaygınlaşmasıdır. Bu uygulamalar, aşırı uzun süreli çalışmalarla birleşerek çalışanların sağlıklarını tehdit etmektedir. Maalesef, çalışma zamanları ile toplu pazarlık süreçleri çatışma halindedir. Yukarıda bahsedilen olumsuzlukların toplu iş sözleşmeleri ile giderilmesi noktasında sendikal yapılara önemli görevler düşmektedir. İtiraf etmek gerekirse, Avrupa’da sendikaların çoğu yasal düzenlemeleri değiştirtebilecek güçten yoksundur.

ETUC Danışmanı Wiebke Warneck:
Biz sendikacılar öncelikli olarak Çalışma Zamanları Direktifi’ni tartışarak hangi hükümlerinin hangi yönde değiştirilmesi gerektiğine karar vermeliyiz. ETUC olarak bu direktife dair görüş, öneri ve eleştirilerimizi içeren bir rapor hazırladık. ETUC olarak bu direktifin çalışanların haklarını geliştirecek şekilde revize edilmesi yönünde çaba harcamaktayız, lobi yapmaktayız. Maalesef, Avrupa Komisyonu’nun 2015 çalışma takviminde bu direktife yer verilmedi. Bu direktife sektör (işkolu) odaklı yaklaşılabilirse daha rasyonel öneriler hazırlanabilecektir.

Macar Kültür İşçileri Sendikası’nden Dayanışma Talebi
Macaristan Kültür İşleri Çalışanları Sendikası temsilcisi, ardıl çeviri yöntemiyle, kendi ülkesindeki genel durum hakkında bilgi verdi. 2012 yılından beri ücretlerin dondurulduğunu söyleyen Macar sendikacı, 2012 yılı Ocak ayından başlayarak eyleme geçtiklerini belirtti ve özetle şunları söyledi: “Belirli günler vesilesiyle etkinlikler düzenlemeye başladık. Macaristan’da kültür sektöründe çalışanların karşılaştıkları zor durumlara dikkat çekebilmek amacıyla gece yarısı saat 00:00’da mum yakmaya başladık. Siz meslektaşlarımızdan dağıtacağımız belgeyi imzalayarak destek vermenizi rica ediyoruz. “

Amsterdam Üniversitesi – Amsterdam Gelişmiş Emek Enstitüsü’nden Maarten van Klaveren ve Kea Tijdens’in “Sosyal Hizmetlerde Çalışma Koşulları ve Ücretler” (WICARE) İçerikli Sunumları WICARE Projesi kapsamında “Sosyal Hizmetlerde Çalışma Koşulları ve Ücretler” başlıklı bir rapor hazırlandı.

Avrupa düzeyinde ulusal sendikaların toplu pazarlık stratejilerini karşılaştırabilmek için bilgiye ve verilere ihtiyaç vardı. Ayrıca, Avrupa’da sosyal hizmetler çalışanlarının çalışma koşullarına ve ücret düzeylerine dair bilgi mevcut değildi.

Proje, 2013 Aralık ayı ile 2014 Aralık ayı arasında uygulandı. Sözleşme numarası “VS 2013 0404”dır. Çocuk, yaşlı, engelli, hasta bakım hizmetlerini kapsayan 6 sektöre dair bilgi ve birikimi olanlardan web sitesindeki anketi doldurmaları istendi ve anketinin tamamını dolduranlara ödül kondu.

8 bin 692 çalışan anketi doldurdu ve onlardan 4 bin 223’ü geçerli / doğru ücret bilgilerini içerdiği görüldü. İstihdam biçimleri (İş sözleşmeleri), meslekler ve gereklilikleri, gelir düzeyleri, temel sorunları, çalışma koşulları, eğitim olanakları, gibi farklı alanlara dair sorular sorularak bilgiler toplandı.

– 26 ülkeden 15’inde çalışanların büyük bölümünün kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştığı,
– 10 işçiden sadece 2’sinin bir önceki yıl içerisinde eğitim aldığı
– Ülkelerin çoğunda 10 işçiden 4 – 7 kadarının toplu iş sözleşmesi düzenine tabi olduğu,
– Haftalık çalışma sürelerinin 32-40 saat arasında olduğu
– 10 işçiden yarısının işlerini stresli bulduğu,
– Alınan ücretten memnuniyet düzeyinin Batı Avrupa, Orta ve Doğu Avrupa ve Avrasya ülkelerinde farklılık sergilediği,
– Sektör çalışanlarının 2/3 oranında kadınlar olduğu görüldü.

Bu araştırmaya www.wageindicator.org web sitesi üzerinden katılmak mümkündür.

DİSK VE KESK ÜYESİ SENDİKALARDAN AÇIKLAMA
DİSK ve KESK adına kısa bir açıklama metni okunarak Türkiye’de İSG tedbirlerinin yetersizliğine, yaşanan iş kazalarına, meclisten son dönemde geçirilen anti demokratik yasalar nedeniyle birçok kamu emekçisinin işine kaybettiğine dikkat çekildi.

Ülkemiz için 4 sponsorluk tahsis edilen işbu konferansa, Sendikamız HİZMET-İŞ’in temsilcileri (Av. İsmail Özgüven – Recep Atar) yanı sıra, BES’ten Davut Balıkçı, Genel-İş’ten Mehmet Güleryüz, SES’ten Erden Gönül, Tüm Bel-Sen’den Ömer Salih Erol, Yapı Yol-Sen’den Haydar Arslan katıldı.

EPSU Genel Sekreteri Jan Willem Goudriaan, Konferansın kapanış oturumunda EPSU Genel Sekreteri Jan Willem Goudriaan söz alarak katılımcılara teşekkür etti ve önümüzdeki aylarda yapılacak faaliyet hakkında bilgi vermesi ile sona erdi.

EPSU Genel Sekreteri Goudriaan, 2015 yılının oldukça hareketli ve rekabet dolu geçeceğini belirterek “Önümüzde çok sayıda mücadele alanı var. Kamu hizmetleri sendikaları olarak çok daha faal olmalı ve dayanışmamızı güçlendirmeliyiz” dedi.

Goudriaan, konuşmasında EPSU’nun 9. Kongresi’nde alınan kararlar ışığında, EPSU’nun 2015 yılındaki faaliyet programı, toplu pazarlık öncelikleri, üye sendikaların sorunları ve yakın tarihteki eylemleri üzerinde durdu.