Ana Sayfa » Makaleler » Mahmut ARSLAN » ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ BİR FİLİSTİN İÇİN MÜCADELEYE DEVAM SİVİL TOPLUM VE FİLİSTİN SORUMLULUĞU

ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ BİR FİLİSTİN İÇİN MÜCADELEYE DEVAM SİVİL TOPLUM VE FİLİSTİN SORUMLULUĞU

Tarih, terör devleti Siyonist İsrail’in yine yeni bir zulmüne tanıklık ediyor. Zulüm en derinde, bir bebeğin daha dünyayı bile tanıyamadan Cennet’e uğurlanan cansız bedeninde, bir annenin yüreğindeki yangında, bir babanın boğazındaki feryatta yükseliyor. 

Gözyaşları vicdanları kanatıyor; analar çocuklarına, çocuklar analarına ağlıyor.

Şehit edilen binlerce insanın masumiyeti yankılanıyor Gazze semalarında… Bombardıman altında şehit olan yavrularından bir parça bulmaya çalışan analar, göğsünde gömüyor çocukları… Ana-babaların çaresizlik içindeki acıya boğulmuş halleri yüreklerimizi dağlıyor.

Gazze’de hiçbir yer güvenli değil, sığınılacak yer kalmadı. Bombanın ne zaman nereye düşeceği, hangi mazluma isabet edeceği bir ihtimalden öte, an meselesi. Siyonist İsrail ölüm kusuyor. Katliam öyle büyük ki; kelimelerle tarifi imkânsız, vahşetin sınırı yok. Gazze’de insanlık katlediliyor, bir soykırım yaşanıyor. Siyonist İsrail tarafından, 7 Ekim’den bu yana çocuk, kadın, yaşlı ayırt edilmeksizin her gün binlerce kişi öldürüldü. Filistinli şehitlerimizin sayısı 20 bine ulaştı. Binlerce Gazzeli enkaz altında. Sağ kalanlar ise ölsünler diye çöle sürülüyor.

“Bu Korkunç Bir Soykırımdır”

Bir şehir, bir ülke, bir halk yok edilmeye çalışılıyor. Hastaneler, okullar, dinî mekânlar, kamu tesisleri, uluslararası ofisler vicdansızca bombalanıyor. Hizmet-İş Sendikamızın yoksul ve yetim çocuklara hizmet verilmesi amacıyla, Gazze Cebaliye bölgesinde inşa ettirdiği külliyeyi bile çok gördüler; yerle bir ettiler. Sağlık merkezlerini bombalayarak, sivil savunma birimlerini çalışamaz hale getirerek; alt yapıyı çökerterek, tarım alanlarını talan ederek; su, gıda ve insani yardımları engelleyerek, Filistinlilerin yaşam hakkı ellerinden alınıyor.

Filistinli kardeşlerimizin toprakları, hayatları, umutları çalınıyor; on binlercesinin gündüz çalışacak işyeri, akşam dönecekleri evleri yok.

Filistin yoksullar yurdu; yetimler ve öksüzler ülkesi.

Gazze yangın yeri…

Uzun yıllardır yakılan, yıkılan, çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek acımasızca kıyılan mazlumların yurdu Gazze…

Gazze’de, Filistin’de işgal, sürgün, baskı bir asırdır sürüyor. Siyonist İsrail, bilhassa 1967’den beri yayılmacı politikalarla işgali ve zulmü sürekli kılarak ve Filistin toprakları içerisinde seyahat haklarını kısıtlayarak Filistinlileri öz yurtlarında parya hayatı yaşamaya zorladı. Filistin mücadelesini söndürmek için her geçen gün yeni bir baskıcı ve dayatmacı politikayı hayata geçirdi.

Siyonist İsrail, Berlin Duvarı’nı yıkmakla övünen sözde çağdaş dünyanın gözleri önünde Filistin’in etrafını beton duvarlarla çevirdi. Bugün 5 milyona yakın Filistinli’nin, terör devleti İsrail ablukası altındaki Gazze ile işgal atındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te hayatlarını dar bir alana hapsedilmiş olarak ölüm, yıkım ve hastalık çemberinde, 6 milyona yakın Filistinlinin ise Suriye, Lübnan ve Ürdün başta olmak üzere bir kısım ülkelerdeki kamplarda mülteci olarak yaşadığı biliniyor.

Filistin meselesi mazlum bir milletin varoluş mücadelesidir. İnsan hak ve hürriyetleri sorunudur, insanlığın davasıdır. Yalnız Filistinlilerin değil, hepimizin davasıdır. HAK-İŞ/Hizmet-İş olarak, Filistinli kardeşlerimizin mücadelesini destekliyoruz. Bu mücadelenin sonunun mutlaka barış ve zaferle sonuçlanacağına inanıyoruz.

Türkiye mazlum Filistinlilere sahip çıkışıyla, terör devleti İsrail’in karşısında duruşuyla, yürüttüğü insani diplomasiyle üzerine düşeni yaparak dünyaya örnek oluyor, insanlık dersi veriyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve hükümetimize bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Gazze’de masum insanların üzerine tonlarca bomba yağarken, aklın alamayacağı, vicdanın asla kabul edemeyeceği soykırıma dünya daha ne kadar kayıtsız kalacak. Zulme itiraz edemeyecek kadar yüreksiz, soykırıma kayıtsız kalacak kadar mecalsiz olunamaz, olunmamalıdır. Biz biliyoruz ki yapma imkanımız varken yapmadıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Cemil Meriç’in ifadesiyle, “Bir yerde zulüm ve haksızlık varsa, orada tarafsızlık namussuzluktur.” Eğer bir zulüm varsa, zulme karşı tarafsız olmak, namussuzluktur. Biz namusumuza, iffetimize sahip çıkacağız.

Gazze’de yaşananlar sadece bireylerin, toplumların, hükümetlerin değil, emek örgütleri başta olmak üzere sivil toplum örgütlerinin de sınandığı bir olgudur. Gazze’yi savunmak, insanlığı savunmaktır. Gazze salt bir toprak parçası değildir: Masumiyettir, mazlumiyettir, mukavemettir.

Mazlumu sahiplenmek, onu hissetmek ve zalimin karşısında yer almak bir nasip meselesidir.

Nasibi belirleyen de niyet ve istikamettir.

Bu noktada HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ çok müstesna bir yere sahiptir. Filistin duyarlılığı kurumsal tarihimizde önemli bir yer tutmaktadır. Kurulduğumuz günden bu yana Filistin ve Kudüs davasına sahip çıkarak, mazlum Filistinli kardeşlerimizin yanında yer alarak, aynı zamanda zulme karşı durarak terör devleti İsrail’e karşı da mücadele yürütüyoruz.

Taraf olmak; sadece merhamet etmek ya da üzülmek değildir. Aynı zamanda çabadır, eylemdir, etkinliktir. HAK-İŞ/HİZMET-İŞ olarak, ulusal ve uluslararası alanda dünyanın neresinde temsil ediliyorsak oralarda, Filistin’de yaşananları dünyaya anlatmaya çalışıyoruz.

Üyesi olduğumuz uluslararası emek örgütlerinin genel kurulları ve toplantılarında, Filistin’le ilgili önemli kararlar aldırıyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinden onlarca emek örgütüyle işbirliği yaparak, onları İsrail’i kınamaya ve Filistin’e duyarlılık göstermeye davet ediyoruz.

Filistin konusuna azami ölçüde önem ve öncelik veren bir sivil toplum ve emek örgütü olarak, bu konuda diğer örgütlerle bir araya gelerek koordineli şekilde çalışmayı önemsiyoruz. Eylemler yapıyor, mitingler düzenliyor, toplantılar tertipliyoruz.

Yakın geçmişte, kurucuları arasında yer aldığımız, 50 ülkeden 250 STK ve sendikanın temsil edildiği “Uluslararası Kudüs ve Filistin’e Destek Sendikalar Birliği’nin bünyesinde 3 kez, “Uluslararası Sendikalar ve Meslek Örgütleri Konferansı” düzenledik. Pek çok ülkeden emek ve meslek örgütlerini bir araya getirerek, uluslararası arenada Filistin davasına yeni bir nefes getirdik, yeni bir ufuk açtık.

HAK-İŞ bünyesinde, HİZMET-İŞ Genel Merkezimiz ve şubelerimizde oluşturduğumuz Filistin ve Kudüs Komitelerimiz ile Kudüs, Filistin ve Gazze konusunda bir duyarlılık oluşturmaya devam ediyoruz.

Günlerdir bombalanan, aç susuz, ilaç ve her türlü insani yardımdan mahrum bırakılan Gazzelilere ulaştırılmak üzere insani yardım kampanyası başlattık. Teşkilatımız ve milletimizden aldığımız güç ve destekle, bağışlarımızı Gazze’ye Türk Kızılay’ı üzerinden ulaştıracağız.

Teşkilat mensuplarımız ve üyelerimizi, Siyonist işgalci İsrail devleti ile yakın ilişkide olan kart sistemleri yerine, yerli ve milli ödeme sistemimiz Troy’u kullanmaya davet ederek ortak bir tavır ortaya koyuyor, mücadelemizi etkin ve aktif şekilde yürütüyoruz. 

Geliştirdiğimiz bu tür inisiyatifler, Filistin halkının umudunu artırıyor.

Filistin konusunda teşkilatımızın mayasında samimiyet var, karşılıksız destek var. Teşkilat mensuplarımız Filistin davasına gönül vermiş, ömür vermiştir. Bu yolda, Mavi Marmara’da Adıyaman Şube Yönetim Kurulu Üyemiz Fahri Yaldız kardeşimizi şehit verdik.

HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ bir duruştur, bir mücadele müessesidir, bir onur okuludur.

Bize göre Filistin duyarlılığı bir tercih değil, mecburiyettir. Filistin coğrafyası dinsel ve tarihsel coğrafyamızdır. İlk kıblemiz, en kutsal 3 mescitten biri olan Mescid-i Aksa’nın yer aldığı, atalarımızın 400 yıl hüküm sürdüğü topraklardır. Bu bölgenin bize yüklediği sorumluluğun bilincindeyiz. Hz. Peygamberimizin Miraç’a çıktığı kutsal toprakların işgaline, Gazze’de yükselen feryada duyarsızlaşırsak hesabını veremeyiz.

Sendikal faaliyetlerimizin asli bir unsuru olarak Filistin davasına sahip çıkmayı, her platformda savunmayı ve duyarlılık oluşturmayı görev telakki ediyoruz.

Filistin için bir meşale yakmak, Filistinli kardeşlerimiz için ışık olmak, HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ’in önemli bir sorumluluğudur.

Bu hususta olmamız gereken yerdeyiz. Yarın da olmamız gereken yerde olacağız.

Filistin topraklarında başkenti Kudüs olan, bağımsız ve özgür bir Filistin Devleti kurulana kadar, mücadelemizi inanç ve kararlılıkla sürdüreceğiz.

Çünkü FİLİSTİN’İN KADERİ, BİZİM KADERİMİZDİR.