Ana Sayfa » Haberler » OLAĞANÜSTÜ GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULUMUZ TOPLANDI

OLAĞANÜSTÜ GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULUMUZ TOPLANDI

Olağanüstü Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz  3 Nisan 2019 tarihinde Genel Başkanımız Mahmut Arslan başkanlığında, Emek Konukevi’nde toplandı.

Genel Başkanımız Mahmut Arslan başkanlığında toplanan Başkanlar Kurulumuza, Kurucu ve Onursal Genel Başkanımız Hüseyin Tanrıverdi, Genel Başkan Vekilimiz, Genel Başkan Yardımcılarımız Celal Yıldız, Mehmet Keskin ve Halil Özdemir, Genel Sekreterimiz Ali Rıza Yılmaz, Genel Merkez Denetim ve Disiplin Kurulu üyeleri, Şube ve İl Başkanları ve Yönetim Kurulu, Bölge Başkanları ve Genel Merkez uzmanları ile basın mensupları katıldı.

ARSLAN: “TÜRKİYE SEÇİMLER KONUSUNDA DÜNYAYA ÖRNEK BİR ÜLKEDİR”

Başkanlar Kurulu’nda 31 Mart yerel seçimlerinin milletimiz, ülkemiz ve bütün çalışanlar için hayırlar getirmesini dileyerek konuşmasına başlayan Genel Başkanımız Mahmut Arslan, “Seçimlere yüzde 83’ün üzerinde bir katılım oldu. Bu rekor katılımdır. Milletimiz sandığa giderek demokrasiye güvenini göstermiş, milli iradenin ne kadar kıymetli olduğunun altını çizmiştir. Yüksek katılım, milli iradenin sandıkta da doğru tecelli etmesini sağlayacak en temel unsur olduğu için bizim açımızdan bu yönüyle yararlı bir süreç yaşanmıştır. Türkiye’nin seçimler konusunda dünyaya örnek bir ülke olduğunun da altını çizmemiz gerekiyor” dedi.

Seçim sonuçlarının birkaç il haricinde çok kısa zamanda büyük ölçüde şekillenmesinin önemini belirten Arslan, “Bu durum seçim sistemimiz, seçim kurullarımız, seçim kurullarındaki siyasi partilerin temsili ve Türkiye’nin bu konudaki tecrübesini üst sıralara taşımıştır. Bütün bunlar Türkiye demokrasisi açısından bir başarıdır. Sandıktan çıkan sonuçlara hep beraber saygı göstermemiz gerekiyor” diye konuştu.

“KENDİ GÜNDEMİMİZİ TAKİP EDECEĞİZ”

Türkiye’nin kendi gündemine dönmesi gerektiğini belirten Arslan, “Ülkemizin güneyinde Suriye ve Irak’taki gelişmeler ve oralarda yaşanan istikrarsızlık Türkiye’nin güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir. Türkiye beka sorunuyla karşı karşıyadır. 15 Temmuz Türkiye’nin gerçekten yakın bir tehditle karşı karşıya olduğunun en somut göstergesidir. Gözü dönmüş katillerin neler yapabileceğini hep beraber gördük. Türkiye’nin bölgesinde güçlü, oyun kurucu bir devlet olmasından rahatsız olan çevreler içerdeki taşeronlarını ve dışardaki kendi güçlerini seferber ederek, kendi kontrollerinde edilgen bir ülke olarak yönetmek adına Türkiye’ye yönelik hesaplar yapmaktadır. Biz bunlara dikkat etmeliyiz” dedi.

“DIŞARDA OLUP BİTENLERİ DOĞRU OKUMALIYIZ”

Türkiye’nin dışarda olup bitenleri doğru okuması gerektiğini belirten Arslan, “AB ile ilişkilerimizin normalleştirilmesi konusunda yeni çabalara ihtiyacımız var. İhracatımızın yüzde elliden fazlasını gerçekleştirdiğimiz AB ile Türkiye kendi adına yapılması gerekenleri yaparak ilişkileri normalleştirmeye çalışmalı. ABD’nin ülkemizin bağımsızlığına, birlik ve bütünlüğüne yönelik her türlü açıklamaya karşı en şiddetli şekilde tavır koymamız gerekiyor. Aynı zamanda ABD ile ilişkilerimizi diplomatik bir düzeyde normalleştirme konusunda çabalarımızı sürdürmeliyiz” dedi.

İşsizlikle mücadelenin artırılması gerektiğini ifade eden Arslan, “Hükümetin İŞKUR üzerinden yaptığı çalışmalar, teşvikler, yeni eleman alımında yapılan tüm çalışmaları olumlu buluyoruz. Bunlar işsizliği önleme konusunda uzun vadede köklü çözümler değil, Türkiye, yatırımları artırarak, güçlendirerek istihdamı artırmalı ve işsizliği azaltmalıdır” şeklinde konuştu.

“TAŞERONDAN KADROYA GEÇEN EMEKÇİLERİN ENFLASYON FARKLARI ÖDENMELİ

Arslan, taşerondan kadroya geçen kişilere henüz enflasyon farklarının ödenmediğini belirterek, “Bu durum arkadaşlarımızın beklentilerini karşılamamış ve bizi adaletsiz durumla karşı karşıya getirmiştir. Türkiye ve AK Parti hükümetleri bütünüyle 2002’den bu yana kamuda çalışanların ücretlerini hep enflasyonun üzerinde rakamlarla sonuçlandırmıştır. Kamuda çalışanların, emeklilerin enflasyon farklarının ödenmesine rağmen kamuda kadroya geçenlerin, geçemeyenlerin yüzde 4 zamlarının kamuda değiştirilmemesi, farkların ödenmemesi çalışanlarımızı ciddi şekilde üzmüştür. Buradan bir kez daha çağrı yapıyorum. Hükümetimizin bunu bir an evvel gündeme alıp bu konunun süratle çözüme kavuşturulmasını istiyoruz” dedi.

Taşeron düzenlemesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Arslan, sözlerine şöyle devam etti: “Taşeron düzenlemesiyle ilgili ilk yapılan değerlendirmelerde o dönemde sayın bakanla yaptığımız görüşmelerde de hem talebimiz hem de bakanlığın iradesinin çalışanların geçiş döneminde olduğu gibi kendi iş kollarında çalışmaya devam etmesi yönünde olduğunu biliyorum. Ama daha sonra,  büyük çabalarla örgütlediğimiz arkadaşlarımızın bir kararnamenin bir maddesine dayanılarak 2020’den itibaren sendikalarımızdan kopartılmak istenmesine de açıkça karşıyız. Kadro alamayan bütün taşeron şirketlerde çalışan arkadaşlarımızın kadro alabilmesi için de talebimizi açıkça seslendirmeye devam edeceğiz.”

“FİLİSTİN’E SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

30 Mart’ın Filistinliler için önemli bir gün olduğunu hatırlatan Arslan, “Filistinlilerin BM kararlarına rağmen kendi topraklarından kovulmaları ve geri dönüş yürüyüşünün yıl dönümüydü. Bir hapishaneye dönüştürülen Gazze’deki Filistinli kardeşlerimiz büyük yürüyüşü devam ettirmektedir. İsrail yönetimi bu demokratik tepkilere bile tahammül edemeyerek 200’e yakın Filistinli kardeşimizi şehit etmiştir. HAK-İŞ olarak bu konuda sorumluluk sahibi olduğumuzun farkındayız, Uluslararası Kudüs ve Filistin’e Destek Sendikalar Birliği’nin Başkanı olarak da bu haksızlıklara, zulme sessiz kalamayız. Kudüs Filistin’in ebedi başkentidir. ABD ve Siyonist İsrail’in bölgeyi kan gölüne çevirme çabalarının durmadığını görüyoruz, biz HAK-İŞ olarak bu yaklaşımlara şiddetle karşı çıkıyoruz” dedi.