Ana Sayfa » Makaleler » Mahmut ARSLAN » Emek Ve Alınteri Mücadelesinde 40 Onurlu Yıl…

Emek Ve Alınteri Mücadelesinde 40 Onurlu Yıl…

“En uzun yolculuklar bir ilk adımla başlar” der bir uzak doğu bilgesi.  Bir başkası da “kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla başlar” diye devam eder. Bu iki özdeyiş, büyük mücadeleler sonucu varılan hedeflere ulaşmak için, çok küçük görülen ama o nispette önemli olan “başlangıç çabası”nı ifade eder. Bütün toplumsal hareketler, yapılanmalar, örgütlenmelerin temelinde, atılan “ilk adım” veya ekilen küçük bir “tohum” yatar. Mevsim şartları ne olursa olsun yürüyüşünü aksatmayan, dayanıklı olan, adımları küçük ama güçlü olanlar yola devam ederler. Toprağa “bilinçli” bir şekilde atılan ve kendisinden bir çınar doğması beklenen tohum da, bulunduğu toprakta çürümeden yeryüzüne çıktığı andan itibaren artık bünyesinde gizli bir çınar hasretiyle büyümektedir.

Niçin “küçük bir adım” ve “küçük bir tohum” benzetmesiyle başladık yazımıza? Çünkü; büyük toplumsal olayların genetiğini anlamak, mücadele sürecini ve karakterini ifade etmek için “adım” ve “tohum” örneği yerinde bir örnektir diye düşünüyorum.

İşte bu anlamda, 40 yıl önce Adıyaman’da kaynağından doğan mütevazi ırmak, akışta demetlenip, kendisine katılan kılcal damarlarla bir nehir olmuş, bulunmadan ve durmadan akışını sürdürmüş ve 40 yıllık berrak, duru, kararlı akışıyla Türk Sendikal Hareketi’nin zirvesine yerleşmiştir. Yâni emek okyanusuna ulaşan berrak bir nehir haline gelmiştir.

Evet… Sendikamız HAK-İŞ/HİZMET-İŞ’in 40 onurlu yılından bahsediyorum.

HİZMET-İŞ’in 40. yaş gününü idrak ettiği 24 Ocak 2018 tarihi, sendikal tarih açısından önemli, anlamlı, bir o kadar da geleceğe mesaj veren bir tarihtir.  Çünkü; 24 Ocak 1979’da büyük hayallerle yola çıkanların attığı o ilk adım, istikametinden sapmadan ilerlemiş, emek yürüyüşünde sürekli katılmalarla yol almış, 40. Adımında da Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olma onuru ve sorumluluğunu üstlenmiştir.

Demokrasi tarihi darbelerle, muhtıralarla ve engellemelerle dolu ülkemizde, 40 yıllık bir sendikal tarihe sahip olmak ve bu tarihin 40. sayfasını liderlikle doldurmak elbette anlamlı ve önemlidir. Darbelerle yok edilen, bir daha kendine gelemeyen, eski hayatiyetini bulamayan birçok kurumun tarihin tozlu sayfalarında yerini aldığı düşünüldüğünde; 40 yıl her türlü engellemelere rağmen varlığını istikrarlı bir şekilde büyüyerek sürdüren HİZMET-İŞ’in her adımı anlamlı ve bir o kadar da mesaj vericidir diye düşünüyorum.

HİZMET-İŞ’in 40 yıllık sendikal birikimi; önemsenmesi gereken sabırlı, dirençli, mücadele dolu bir tarihe tanıklık etmektedir.

Ülkemizin demokrasi, insan hakları, hukuk, hak, örgütlenme ve emek mücadelesi hangi engellerle karşı karşıya kaldıysa, sendikal hareket de aynı müdahale, engel ve tehditlere maruz kalmıştır. Ancak gerek HAK-İŞ gerekse de HİZMET-İŞ, tarihsel çizgisinde ülkemizin karşılaştığı olağanüstü durumlara ve vahim şartlara rağmen varlığını korumuş, istikametini bozmamış, gelişimini istikrarla sürdürmüş ve en önemlisi, kalıcı bir sendikal gelenek oluşturmuştur.

Bu başarıda, attığımız her ileri adımı başlangıç kabul etmemiz ve arkamıza bakmadan dehe ileriyi hedeflememizin payı büyüktür.

Çünkü sendikal mücadele; sürekli arkaya bakarak değil, arkamızdaki tecrübe ve birikimden emin olarak ileriye olan atılım gücüyle başarılır.

Arka planı ülke gerçeklerinden kopmayan, tarihsel derinliği olan bilgi, birikim ve deneyimle tahkim edilmiş, yarım yüzyıla yaklaşan bir emek hareketi olarak bugünlere gelişimizde;

  • Yolumuza çıkan engeller asla bizi yıldırmadı, aksine onları sıçrama tahtası bildik.
  • Hiçbir tahrik ve algı operasyonlarına itibar etmedik, manipülasyonlara kapılmadık.
  • Tabanımızla asla yabancılaşmadık. Emek ve emekçilerin sorunlarını kendi varlık nedenimiz bildik ve çözüme kilitlendik.
  • Emeğin her zaman“yaşayan bir değer”olduğu bilincini kaybetmeden, emekçilerin umudu ve “güven adası” olmaya gayret gösterdik.
  1. yılımıza ulaştığımızda; verdiğimiz sendikal mücadeleiki büyük başarı ile taçlanmıştır.Birincisi ülkemizin en büyük işçi sendikası olmamız, ikincisi ise, yıllardır mücadelesini verdiğimiz Taşeron işçilere kadro verilmesidir. Hakların ancak ve ancak mücadele ile alınabileceğine örnek teşkil edecek bu başarılar, sendikal tarihte iz bırakacak mücadelelerin sonucudur.

Bundan böyle, büyük sendika olmanın büyük sorumluluk taşımak olduğunu biliyor ve bu yönde yeni hedeflere doğru yapılanmamızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda, yaptığımız her şeyin, verdiğimiz tüm mücadelelerin, öğretici bir model-örnek olduğunu biliyoruz. İnanıyorum ki; tüm Teşkilatımızın adeta olgun başaklar gibi tevazu dolu duruşları bugüne ve yarına model-örnek olacak ve teşkilat numunesi sunacaklardır.

Başarılarımızın temelinde aile bilinciyle donanmış “örgüt bütünlüğü” vardır.

Örgütlerin canlı bir vücut gibi olduğu gerçeğiyle, ülkemizin tüm sathını bir ağ gibi ören HİZMET-İŞ’in coğrafi mesafe olarak en uzaktaki birimleri bile birbiriyle irtibatlı ve aynı hareket kabiliyetine sahip olarak hareket etmektedirler.  Başarımızdaki bir diğer önemli etken de budur. Ülkemizin en doğusundaki teşkilatımızdan en batısındaki teşkilatımıza, Kuzey’deki teşkilatımızdan güneydeki teşkilatımıza kadar, çeşitli renk ve tonlarla muhteşem bir halı gibi ülkemizin zeminine yayılmış, aile bilinciyle donanmış yapımızın bize armağan ettiği bir başarıdır en büyük işçi sendikası olmak.

Giderek sorumluluklarımız daha da artmıştır. Hem zirvede sürekli kalmak, hem de örgütlenmemiş tüm işçi kardeşlerimize ulaşmak ve onları da HAK-İŞ/HİZMET-İŞ ailesinin mensubu yapmak iki önemli görev ve sorumluluğumuzdur. Teşkilatımızı bu zirveye taşıyanlar, bu sorumluluklarımızın da farkındadırlar.

Attığımız ve atacağımız her hayırlı adımın tahmin edemeyeceğimiz büyük sonuçları olacağına inanıyoruz.  İnsana ve emeğe adanmış mücadelemizde “Önce insan önce emek” diyerek 40 yıllık yürüyüşün bizi getirdiği zirvede ilkeli, kararlı, sorumlu, onurlu emek mücadelemizi aynı azim ve sevda ile sürdüreceğiz.

HAK-İŞ/HİZMET-İŞ’i 40. yıla taşıyanlara selam olsun..