Ana Sayfa » Makaleler » Celal YILDIZ » KARADENİZ’DE KEŞFEDİLEN TEK ŞEY DOĞALGAZ DEĞİL!

KARADENİZ’DE KEŞFEDİLEN TEK ŞEY DOĞALGAZ DEĞİL!

Ülkemizde geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen ekonomik atılımlarla birlikte enerjiye olan ihtiyaç da artmıştır. Türkiye’nin toplam enerji tüketimi, 2000 yılında 73,5 milyon ton karşılığı petrol iken 2018 yılı sonunda bu hacim iki katından fazla büyüyerek 154 milyon ton karşılığı petrole çıkmıştır. Son yıllarda enerjiye talebin bu kadar yüksek olması nedeniyle üretimle tüketim arasında ki makas sürekli açılmaktadır.

Bu gelişmeler ışığında Türkiye, enerji alanında dışa bağımlı bir ülkedir, ancak geçtiğimiz ay Karadeniz’de Tuna-1 isimli kuyuda bulunan doğalgaz rezervi bu durumu tersine değiştirme adına büyük bir adımdır. Türkiye’nin doğalgazı%99 oranında ithal ettiği ve yaklaşık bu ithalata da 12 milyar dolar harcadığı düşünülürse keşfin ülkemiz için ne kadar kıymetli olduğu açıktır. Cari açığı yüksek olan ülkelerden olan Türkiye’nin en büyük giderlerinden biri enerjidir. Bu keşifle beraber yıllardır kronik hale gelmiş cari açığın en aza inmesi ve ülkemizin tabiri caizse gelişmiş ülke statüsüne geçmesi adına önemli bir adım olacaktır.

Bu keşif hem Türkiye’nin milli gelir pastasına hem de ülke içi üretim maliyetlerine önemli katkılar sağlayacaktır. Doğalgaz açısından zengin bir havza olduğu söylenen keşif bölgesinde ve Doğu Akdeniz’de yapılacak diğer sondaj faaliyetleri sonucunda yeni keşifler yapılması halinde, Türkiye gerçek manada doğalgaz üreticisi bir ülke olabilir. Peki gerçekleştirilen keşif ülkemizi ekonomik göstergeler haricinde nasıl etkileyecek?

Kendi imkânlarımızla gerçekleştirdiğimiz bu keşif, enerji merkezi olma hedeflerimiz adına sağlam adımlardır. Bu adımlar aynı zamanda dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır. Özellikle Doğu Akdeniz konusunda ihtilaf içinde olduğumuz Yunanistan ve AB ülkelerinin Akdeniz’de yalnız olmadığı, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak sahayı terk etmeyeceği bir kez daha anlaşılmıştır.

Savunma Sanayii’ndeki başarılarımızda göz önünde bulundurulduğunda Türkiye, enerji sektöründeki bu keşif ile birlikte küresel ve bölgesel bağlamda daha güçlü bir konuma yükselecektir.

Ekonomik ve siyasi olarak güçlü bir aktör hâline gelebilmede enerjinin rolü dikkate alındığında bu hamle Türkiye’nin elini güçlendirecek ve ülkemiz artık masaya daha güçlü oturacaktır. Başta Suriye ve Libya olmak üzere bölgesel bazı politikalarda sorunlar yaşadığı Rusya ve diğer ülkelerle yıllar sonra sona erecek anlaşmaları yenileme hususunda Ankara’nın daha az istekli olacağı ve bu ülkelerle daha kısa vadeli anlaşmaları tercih edeceği öngörülebilir. Bu da bizi politik yönde elimizin uzun yıllar bağlanması yönündeki mecburiyetleri bitirecektir. Enerji işbirliği nedeniyle sürekli ABD’nin baskısı altında olan Türkiye’nin bu yönde atacağı adımlar, ABD ile yaşanan gerginliğin azalmasında da etkili olacaktır. Şüphesiz birçok olasılık var olsa da Türkiye’nin bağımsız bir enerji gücüne sahip olması ülkemizin küresel piyasalardaki yerini ve önemini tekrardan belirleyecektir.

Bu gelişmeler ışığında emek dünyası adına olumlu durumların yaşanacak olması bizleri ayrıca sevindirmiştir. Doğalgazın şu an kullandığımız şekilde tüketime hazır olması için emekçiler aktif görev alacak, böylece Türkiye’nin istihdamında yeni bir atılım dönemi başlayacaktır. Pandemi dönemi nedeniyle zor günler geçiren iş yaşamı bir nebze olsun rahatlama evresine geçiş yapacaktır. Enerji sektöründe çalışan emekçiler adına gerçekleşen tüm bu olumlu gelişmeler zamanla tüm ülkemiz emekçileri için kazanıma dönüşecektir.

Enerji sermayesinde gerçekleşecek büyüme ile birlikte emekçiler daha çok sosyal ve ekonomik haklara kavuşacak, diğer iş kolları üzerinde dolaylı referans olarak gösterilecek bu haklar sayesinde tüm Türkiye emekçileri adına önemli kazanımlar elde edilecektir.