Ana Sayfa » Makaleler » Mahmut ARSLAN » İKTİSADİ DENKLEMLER EMEKÇİLERLE BİRLİKTE KURULMALI

İKTİSADİ DENKLEMLER EMEKÇİLERLE BİRLİKTE KURULMALI

Ülkemizde ilk Covid-19 vakasının tespit edilmesinden bu yana 1,5 yılı aşkın süre geçti. Pandemi sağlıktan ekonomiye, üretimden ticarete pek çok alanı farklı ölçeklerde etkiledi.

Aşı çalışmalarının başarılı geçmesi ve aşılamanın başlamasıyla taşların yerine oturması beklenirken, dünya bu kez de pandeminin ekonomiye vurduğu ağır darbenin sonuçlarıyla boğuşuyor.

Pandeminin çok ağır hissedildiği dönemde toplum sağlığı öncelik taşıyordu. Şimdi bireylerin önceliği sağlıktan çok, temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda endişeye yöneldi.

Salgının en yoğun yaşandığı dönemde belediyelerde, hastanelerde, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörde işlerin aksamadan sürdürülmesinin arkasındaki temel faktör, emekçilerin fedakârlığıydı.

Pandeminin zor koşullarında gönüllerde taht kuran emekçiler, bilhassa tek bir ücret üzerinden geçinen emekçi aileleri, şimdi ciddi anlamda ekonomik sıkıntılarla karşı karşıyalar.

Yüzbinlerce emekçi asgari ücretten mahrum, yüz binlercesi de asgari ücrete mahkûm.

Büyük bir bölümünü düşük gelirli, düşük eğitimli ve düşük ücretle çalışanların oluşturduğu emekçiler gelecek kaygısı taşıyor. Ekonomide küçülme, yüksek enflasyon, döviz kuru dengesizliği, yüksek fiyat artışları ve ücretlerde erime, emekçi kesimi derinden etkiliyor. Geçim derdi onlar için her geçen gün daha önemli bir hal alıyor.

Covid-19 salgınını artık tıbbi ve sosyal açıdan değil, ekonomik etkileri üzerinden tartışıyoruz. Daha doğru bir tespitle; pandeminin sağlık yönünden etkilerinin azaldığı, ancak ekonomik yönden zararının katlanarak büyüdüğü bir dönemi yaşıyoruz.

Temel tüketim ürünleri başta olmak üzere fiyatlarda hızlı yükselişin sürmesi, dar ve sabit gelirlilerin satın alma gücünü aydan aya mum gibi eritiyor.

Fiyat artışları pandemi döneminde işini kaybeden emekçiler ile sendikasız işyerlerinde ücret ve sosyal hakları gasp edilen binlerce emekçiyi tükenmişlik hissine yöneltiyor, hayata tutunmalarını zorlaştırıyor.

Ekonomiye ve çalışma hayatına ağır darbe vuran pandemiden en çok emekçiler etkilendi. Çünkü kapanma dönemlerinde bile hem sahada işlerinin başındaydılar hem de kısa çalışma ödeneğinden dolayı gelir kaybına uğradılar.

Belediye ve sağlık işçileri başta olmak üzere tüm emekçiler, salgının ilk evrelerinden beri işlerine ve işyerlerine bağlılık gösterdiler. Çalıştıkları işletmeleri kazandırdıkları itibar ve gelirle ayakta tuttular.

Bu zor dönemde pek çok şirketin ihracat rekoru kırmasının temel faktörü emekçilerdir. Pandeminin en ağır koşullarında kahraman olarak adlandırdığımız emekçilerin fedakârlığını asla unutamayız. Şimdi fedakârlık sırası hükümettedir, belediye başkanlarındadır, işverenlerdedir. Ücretlere enflasyon oranında yapılan artışlar cebe girmeden erimektedir.

Bu açıdan bakınca, çalışanın morali ve aile ekonomisini müspet etkilemesi için enflasyon oranının aşılması gerekmektedir. Enflasyona karşı herhangi bir koruması bulunmayan sabit gelirli emekçiler, enflasyonun çok üzerinde artışları fazlasıyla hak etmektedir.

Asgari ücretin tespiti çalışmalarında emeğini zor şartlara rağmen ülkesi ve işyeri için feda eden emekçilerin hak ve hukukunu en iyi şekilde korunmasına yönelik çalışma ve çabalarımız olumlu sonuç vermiştir.

Asgari ücretin yüzde 50 civarında artırılması önemli bir başarıdır. Asgari ücret hesaplamalarda temel teşkil ettiği için işsizlerin aldığı ödenekleri, kamu çalışanlarının ücretleri ile bir lokma bir hırka yaşayan emeklilerin aylıklarını da olumlu etkileyecek.

Asgari ücretin üzerindeki vergi yükünün kaldırılması ve ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmının vergiden muaf tutulması, uzun yıllardır ısrarla talep ve takip ettiğimiz bir konuydu.

Belirlenen 4 bin 253 lira elbette bütün sorunlarımızı çözmeyecek fakat asgari ücretlilerin yanı sıra, tüm çalışanların ücretlerinin yıllık 60 bin TL’lik kısmının vergi dışı bırakılması hem bu yöndeki çabalarımızın karşılığını görmemiz hem de emekçilerimiz açısından tarihi öneme sahiptir.

Gelir dağılımının adil bir şekilde gerçekleşmesine yönelik olarak bireylerin gelirlerine, harcamalarına ve servetlerine göre vergiye tabi tutulmasını istiyoruz. Birinci vergi diliminin %10 olması talebimizi yineliyoruz. Çalışanların üzerindeki vergi yükünün daha da azaltılması için gerekli çalışmaları titizlikle yürütmeye devam edeceğiz.

Diğer taraftan belediyelerin şirketlerinde sürekli işçi pozisyonuna geçirilen emekçilerin yaşadığı adaletsizlikler, can yakan bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir.

Bazı şirket işçilerinin belediye şirketlerine geçişleri yapılırken önceki dönemden kalıp da verilmeyen hakları verilmeli, aynı işi yapan işçiler arasında ücret adaletsizlikleri giderilmeli, ilave tediye ödemeleri yapılmalı, şirket işçilerinden emeklilik dönemi gelip de çalışmak isteyenler emekliliğe zorlanmamalıdır.

İster kamu ister özel sektörde olsun, iktisadi denklemler emekçilerle birlikte kurulmalıdır. Emekçinin alın teri, yaşamı ve geleceği güvende olmadıkça toplum özgür değildir. Emekçilerin huzuru, ülkenin huzurudur.

2022 yılının pandeminin geride kaldığı, ekonomik sıkıntıların getirdiği risklerin ortadan kalktığı, tüm emekçilerin yaşanabilir ücrete kavuştuğu, huzur bulduğu; yoksul, mağdur ve mazlumların yüzünün güldüğü bir yıl olmasını diliyorum.