Genel Başkanımız Mahmut Arslan, 15-16 Ekim tarihlerinde Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ile TİSK Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon Vakfı tarafından “Birlikte Mümkün Türkiye” sloganıyla ve “İşimizin Yarını” temasıyla düzenlenen Ortak Paylaşım Forumu’nda konuştu.

Bu yıl ikincisi gerçekleştiren Ortak Paylaşım Forumu’nun bu yılki Mottosu “Birlikte Üretelim” olarak belirlendi.

TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol’un açılış konuşmasıyla başlayan “Ortak Paylaşım Forumu”nda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ve TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay da katılarak birer konuşma yaptılar.

Online olarak canlı yayınlanan Ortak Paylaşım Forumu’na, HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcıları Eda Güner ve Erdoğan Serdengeçti ile HAK-İŞ Uzmanları katılım sağladı.

Ayrıca programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da video mesajıyla katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.

“Ülkemiz ve Geleceğimiz İçin Bir Arada Olmalıyız”

Didem Arslan’ın moderatörlüğünü yaptığı “Ortak Paylaşım Forumu”nda konuşan Genel Başkanımız Mahmut Arslan, “Ülkemiz ve geleceğimiz için birlikte mümkünse bizim bir arada olmamız lazım. Özgür Bey TİSK Yönetim Kurulu Başkanlığına geldikten sonra çok yakın çalışmaya başladık. Birlikte çalışma konusunda bizim de önerilerimiz oldu. Bu programı işçi sendikalarından birisi düzenlese hangi sendikanın yanında bir araya gelme konusunda tartışma konusu olabilir ama TİSK tek olduğu için bir araya gelmek daha kolay oldu. Bu birlikteliği sağlamak TİSK’e de yakıştı. Geçen yılki deneyimlerimizi bu yıla taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Geçen yıl bir araya geldik, vazgeçtik demiyoruz, tekrar devam ediyoruz. TİSK Yönetimine teşekkür ediyorum. Komplekslerimizden arındık, birbirimizin rakibi olmaktan öte ortağı olma konusunda önemli bir iradeyi ortaya koyduk. Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Ortak Paylaşım Forumu’nda yer almak bizim için ayrı bir keyif ve onur kaynağıdır” dedi.

“Birlikteliğimiz Ülkemizin İşini Kolaylaştırıyor”

Ortak Paylaşım Forumu’nun gerçekleştirilmesinden sonra işçi ve işveren konfederasyonları ile bir araya gelerek ortak deklarasyon yayınladıklarını anımsatan Arslan, “Özellikle Kovid-19 salgını nedeniyle iş ve çalışma yaşamıyla ilgili sorunların çözümü konusunda hükümetimizle birlikte yaptığımız çalışmalara katkı ve destek olsun diye ayrıca birlikte oturduk, çalıştık ve ortak bir deklarasyon yayınladık. Yayınladığımız deklarasyonu kamuoyu ve hükümetimizle paylaştık. İşçi ve işveren sendikaları olarak bizim birlikteliğimiz hükümetimizin de ülkemizin de işini kolaylaştırıyor” şeklinde konuştu.

“Masada Olursanız Uzlaşıyorsunuz”

İşçi ve işverenlerin diyalogla çözüm üretmesini ve masada olmasını çok önemli bulduklarını belirten Arslan, “Masada olduğunuz zaman, müzakere ettiğiniz zaman, taraflar birbiriyle empati yaparak taleplerini sunduğu zaman, işverenlerin taleplerinin bizim taleplerimize bakış açılarında ön yargı olmadan oturup konuştuğunuz zaman pek çok alanda uzlaşıyorsunuz. Bunun en somut örneğini, oluşturduğumuz 4 ayrı deklarasyon ile ortaya koyduk. Ayrıca hükümetimizle birlikte yaptığımız çalışmalarda birlikte sunduğumuz önerilerin hükümet tarafından daha çabuk kabul edildiğini görmek bizim için çok sevindirici bir durumdur” dedi.

“2 Bin 200 Sendikacı Kadın Liderimiz Var”

Önceki yıl gerçekleştirilen Ortak Paylaşım Forumu’nda aldıkları kararlara göre en alt birimden başlayarak bütün tüzel kişiliklerin birimlerinde en az bir kadın yönetici olsun konusunda bir irade ortaya koyduklarını anlatan Arslan, “Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın kongrelerinde bir karar aldık. Kadın üye sayımız oranında delegelikte de temsil edilmesi yönünde karar aldık. Biz en azından kadın üyelerimiz oranında bir delegeyi yönetici sağlayabilmiş olsak bile bizim için çok önemli bir başarıydı. 170 bin kadın üyemiz, 2 bin 200 tane sendikacı kadın liderimiz var. Ama bunlar yeterli değil. Bizimle birlikte Konfederasyonumuzda çalışan Genel Sekreter Yardımcısı kadın sendikacı liderimiz var. Bu kararı almak bizim için büyük bir onur ve inşallah bunların sayısını artıracağız” dedi.

“Sendikalı Kadın Takım Kaptanları Yetiştirilmesi Projesi Gerçekleştiriyoruz”

Kadın sendikacı yetiştirme konusunda projeler gerçekleştirdiklerini anlatan Arslan, “Şu anda Yeterlilik Odaklı Sendikalı Kadın Takım Kaptanları Yetiştirilmesi projesinde Ankara’da eğitim gören sendikacı kadın liderlerimiz var. Sendikacı kadınların sadece üye olan kadınlar değil, sendikalı lider kadınlar yetiştirerek, sendikaların bütün kademelerinde daha çok kadın yönetici olması konusunda müthiş bir çabamız var. Bu konuda oldukça iddialıyız. İnşallah HAK-İŞ’te yeni kadın liderleri göreceksiniz” şeklinde konuştu.

“11 Milyon Fidan Kampanyasına Katkı Verdik”

Yeşile Ortak Ol Projesi kapsamında fidan dikme projesini ortak olarak ilan ettiklerini hatırlatan Arslan, “HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve TİSK olarak ortaklaşa bu projeye destek veriyoruz. HAK-İŞ olarak geçen yıl 11 Kasım’da hükümetimizin başlattığı ve bütün Türkiye’deki 11 milyon fidan kampanyasına ciddi bir şekilde katkı verdik. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak bizim Özgecan Aslan’ın adını verdiğimiz özel bir ormanımız var. Kadın komitemiz tarafından bu orman oluşturulmuştu. Kadın üyelerimiz ve liderlerimiz bu ormana fidan diktiler. Ayrıca Orman Bakanlığı ile bu konuda bir anlaşma yapmak üzereyiz. Tohum Vakfı ile birlikte HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve TİSK olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. HAK-İŞ olarak üye sayımıza yakın sayıda fidanı Türkiye’ye kazandırmaya çalışıyoruz” dedi.

“Plaket Vermek Yerine Fidan Dikeceğiz”

HAK-İŞ Konfederasyonu olarak bundan sonra bütün etkinliklerde, ziyaretlerde, kongrelerde, düğünlerde artık plaket vermek yerine kişiler adına fidan dikeceklerini anlatan Arslan, “Geçen yıldan bugüne 250 bin civarında fidanı toprakla buluşturduk. Bizim için bu projenin en güzel çıktılarından bir tanesi de budur. Bunu her yıl devam ettireceğiz” dedi.

“Çocuklar Sokakta Değil, Okulda Olmalı”

Çocuklar konusunda ilk adımlar projesini ortak bir proje olarak gerçekleştirdiklerini ve bunu Yeşilay ile ilan ettiklerini söyleyen Arslan, “Çocuk işçiliği ile mücadele konusunda 2018 yılında bir ortak deklarasyona imza atmıştık. Suriyeli göçmenlerin de ülkemize gelmesiyle birlikte gerçekten ciddi sayıda bize gelen rakamlar 720 bin civarında çocuk işçiliğinin olduğu söyleniyor. Okulda olması gereken çocukların sokaktan kurtarılması, uyuşturucudan uzak tutulması, iş hayatında çok kötü şartlarda kayıt dışı çalıştırılmasına gönlümüz razı değil. Bu yüzden bu projenin içerisinde çocuk işçiliği ile mücadele konusunda da bizler bazı projeleri hem ILO ile gerçekleştirmeye ve bunu özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki illerde gerçekleştirmek için çalışmalar yapıyoruz” dedi.

“Kanadalı Sendika İle Yaşlılar Konusunda Ortak Proje Yapıyoruz”

Yaşlılarla ilgili uluslararası sendikalara üye olduklarını anımsatan Arslan, “HAK-İŞ’in yaşlılar konusunda da sorumlulukları var. Kanadalı bir sendika ile Bakım Ekonomisi adında ortak bir proje yapıyoruz. Yaşlılarımızın sosyal hayata entegrasyonunu sağlayabilmek için bakım ekonomilerinde devletin, sosyal güvenlik sisteminin ve sivil toplumun ciddi bir şekilde katkısına ihtiyacımız var. Yaşlılarımızın hem Pandemi nedeniyle evlerinden dışarıya çıkamamaları ama onların sosyal hayattan koparılmaları, bir kısım travmatik sağlık sorunlarına neden oluyor. Emeklilerin imkanlarını artırma, emekli maaşlarını yükseltme ve sosyal hayattan kopmadan toplumsal hayatın bir parçası olarak devam etmelerini sağlamak, kendilerini genç hissettirme konusunda bu projelerle, uluslararası sendikal hareketin de önemsediği bakım ekonomisi ve yaşlıların sosyal hayata entegrasyonu konusunda geçen yıl Ortak Paylaşım Forumu’nda imzaladığımız çerçevenin içerisinde bulunan yaşlılar konusu için de bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

“Yeni Bir Sendikal İnşaaya İhtiyacımız Var”

Bazı sendikaların 20. Yüzyılın sendikal argümanlarıyla, sendikal yaklaşımlarıyla, 21. Yüzyılı okuduğunu söyleyen Arslan, “Bu yaklaşımla sendikal mücadele etmenin imkanı yok. Bizler de sendikal dünya olarak kendimizi yeni duruma göre, şekillendirmeli, yeniden pozisyon almalıyız. Bu yüzden yeni bir sendikal inşaaya ihtiyacımız var” dedi.

“Dijitalleşmeyle İşimizi Kolaylaştıracağız”

Dijitalleşmeye karşıt bir yerde durmanın imkansız olduğunu vurgulayan Arslan, “Küreselleşme ile karşıt bir yerde durulamaz. Çalışanlarımızın acaba küreselleşmeyle işimizi kaybedecek miyiz yönünde endişeleri vardı. Dijitalleşmenin getirdiği sonuçlar, işçilerin işlerini kaybetmesine, daha kötü şartlarda çalışmalarına neden olmamalı. Küreselleşmeyi ve dijitalleşmeyi insani boyutunun ötesinde görmemeliyiz. Bütün bunların insanlar için ve insan odaklı olduğunu unutmamalıyız. Dijitalleşmeyle işimizi kolaylaştıracağız, iletişimimiz daha hızlı olacak, üretimi daha hızlı yapacağız. Bütün bunları yaparken odağın merkezinde işçiler olacak. Dijitalleşmeyi aslında Pandemi döneminde hızlı bir şekilde tanıdık. Buna belki hazırlıklı değildik ama gerçekten işlerimizin hiçbirini aksatmadan, 7-8 aylık dönemde, 1 Mayıs’tan tutun 8 Mart etkinliklerine kadar hepsini dijital ortamda yapmaya çalıştık. Dijitalleşmeyi destekliyoruz ve bunun mutlaka bir parçası olmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Pandemi sürecinde evden çalışma, uzaktan çalışma ve kısmi çalışma gibi bir kısım esnek çalışmaların doğduğunu anlatan Arslan, “Bizim bunlara karşıyız demekten öte, bunlarla birlikte hayatı nasıl kolaylaştıracağız? Güvenceli esnekliği nasıl sağlayacağız? Üretimi bu anlamda nasıl bir yeni bir konsepte taşıyacağız, işverenlerimizle birlikte bu konuda nasıl yürüyeceğimizi konuşmamız gerekiyor. Bu konuda hazırlıklıyız, ciddi adımlar atıyoruz ve attık” dedi.

“Birlikteliği Güçlü Bir Şekilde Devam Ettirmeliyiz”

Pandemi sürecinde HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve TİSK’in ortak yaptığı ve hükümetin de dahil olduğu adımlarda, Türkiye’nin Koronavirüs salgınıyla mücadele konusunda bütün dünyaya bakıldığında başarılı bir yerde olduğunu söyleyen Arslan, “Aslında bu ülkemizin potansiyeli, Türkiye’nin taraflarının bir arada olmasının getirdiği bir avantajdır. Bunu güçlü bir şekilde devam ettirmemiz gerekiyor. Bunu yaparken de hükümetimiz, devletimiz, işverenlerimiz ve işçilerimizle birlikte bunu yürütmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Kadın İstihdamını Arttırmalıyız”

Kadın konusunda çalışma hayatındaki kadın sayısının çok yetersiz olduğunu belirten Arslan, “Halen yüzde 25’ler civarında kadın istihdam ediliyor. Bu sayıyı arttırmamız gerekiyor. Sadece arttırmakta yetmiyor. Sendikal mücadeleye kadınlarımızı katmak için büyük bir mücadelemiz var. Çalışma hayatı ile özellikle sendikal hayatta çalışma hayatıyla aile hayatını uyumlu hale getirmek için çok temel ihtiyacımız var. Kadınların evlenmesi, çocuk sahibi olması en temel haklarından bir tanesi. Ama ne yazık ki Türkiye’deki bir kısım işverenlerimiz kadınların evlenmelerine ve çocuk sahibi olmalarından dolayı ciddi bir şekilde rahatsızlık duyuyorlar. Evlendi, çocuk sahibi oldu, izinler falan. Biz istiyoruz ki kadınlarımız evlensinler, çocuk sahibi olsunlar ama çocuk sahibi olduğu zaman evlendikleri zaman da iş yaşamı ve aile yaşamını uyumlu bir hale getirelim. O zaman çocuk bakım evleri ve kreşlere ihtiyacımız var. Aile yardımına, çocuk yardımına mutlaka ihtiyacımız var. İnanın asgari ücret ile çalışan karı koca çocuk sahibi oldukları zaman çocuklarını bırakabilecekleri bir yer yok. Onların çocuklarını emin ellere bırakabilmeleri için kreş ve özellikle çocuk bakım evlerine çok ihtiyacımız var. Biz kadınlarımıza güveniyoruz, çalışma hayatında gerçekten büyük başarılara imza atıyorlar. Sendikal harekette de güçlü olacaklar. Onların yaşamlarını kolaylaştıracak adımlara ihtiyacımız var. Bu konuda mücadeleye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.